Öngörülemeyen ceza ve ödüldür etkili olan

 
Mesela anne veya baba dedi ki “yavrum bak eğer namazını kılmazsan seni önce ikaz edeceğim, sonra seni tekdir edeceğim, en sonunda da köteği yiyeceksin he ona göre” dedi. 
 
Çocuk namazını kılmadı. Bakıyor baba da bir hareket yok. Beyin nasıl çalışıyor? Ha tamam babam cezayı vermedi, söylediğini yapmadı, beni ikaz etmedi, beni azarlamadı ya da beni dövmedi. 
 
O zaman babam bana namaz ile ilgili bir geri bildirim olmayacak diyor, ikinciyi yapıyor beklemeye başlıyor, üçüncüyü yapıyor beklemeye başlıyor, dördüncüyü yapıyor yine beyin beklemeye geçiyor. İşte orada kritik bir eşik var. 
 
Kişiden kişiye değişmekle beraber 7. ciyi yaptığında ceza gelirse  o ceza mekanizması devreye girmiş oluyor  ve beyinde şöyle bir algı oluşuyor. “Ben bunu yapmadığım takdirde bir cezaya maruz kalabilirim.” 
 
Aynı şey ödül mekanizmasında da geçerlidir. 
Dolayısıyla öngörülemeyen ödül ya da ceza mekanizmasını kullanmak gerek kendimizi gerekse de çocuklarımızı motive etme sürecinde çok daha faydalıdır. 
 
 
Ödül ve cezayı kullanırken her davranışı ödüllendirmek ya da her istenmeyen davranışı cezalandırmak çok sağlıklı bir yaklaşım değil. 
 
O zaman tabiri caizse kendimizi, ya da çocuğumuzun beynini rüşvete alıştırmış oluyoruz.
 
Fakat şu bir gerçek ne zaman geleceği öngörülemeyen ödül ya da ceza derken arayı da fazla açmamak fazla geciktirmemek lazım . Boyle bi durumda ödül ve ceza mekanizması devreden çıkıyor. 
 
Beyinde bir sönme söz konusu oluyor. Çünkü beklediği ödül gelmedi.  He demek ki artık bu davranış ödüllendirilmiyor diyor ve beyin o davranışa karşı olan ilgisini yavaş yavaş kaybetmeye başlıyor. 
Ya da öngörülen o ceza gelmedi. O zaman artık serbestim diyor.