YÜZÜK PARMAĞINIZ UZUN MU?

 

fatih reşitTestesteron hormonunun kişilik üzerinde ve fizyolojisi üzerindeki etkilerini anlatan bir çalışmadan söz etmek istiyorum Eğer bir çocuk hamilelik döneminde yoğun olarak testesterona maruz kalmışsa, bir şekilde bedeni testesteron üretmişse onda baskın olan özellik erkek özellikleri oluyor.

Bu kız içinde geçerli, erkek içinde geçerli. Ve çok ilginç bir özellik daha oluşuyor. Bu insanların yüzük parmakları işaret parmaklarından daha uzun. Genellikle özellikle erkeklerde yüzük parmakları işaret parmaklarından daha uzundur. Bu o çocuğun hamilelik evresinde testesteron hormonuna maruz kaldığının bir göstergesi. Yapılan araştırmalar, yüzük parmağının uzamasına etki eden gen ile testesteron salınımına etki eden genin aynı gen olduğunu ortaya koyuyor.

Dolayısıyla eğer o gen aktifse, baskınsa yüzük parmağı işaret parmağına kıyasla uzun oluyor. Ve kişi daha fazla testesterona maruz kalmış oluyor. Bu testesteronun, bu hormonun kişinin beyni üzerinde bazı etkileri söz konusu oluyor.

Hatta çok ilginç araştırmalar var bu konuyla ilgili. BBC de belgesel olarak da yayınlandı. Orada bu kuramı ortaya koyan bilim adamı 6 kişilik bir atlet grubu alıyor. Ve bu kişilerin yüzük parmaklarını ölçerek yarışma sonrasında elde edecekleri dereceyi tahmin ediyor. Yarışmadan önce atletlerin cebine yarışmada kaçıncı geleceklerini gösteren kağıtları ceplerine koyuyor. Tabi atletlerin bundan haberleri yok. Yarış başlıyor ve bitiyor. Bittikten sonra atletler başarı sırasına göre sıralanıyorlar. Bilim adamları geliyor ve hepsinin cebinden sırasıyla o kağıtları çıkartıyor. Ve 6 da 4 tutturuyor. Bulamadıkları şaşırdıkları da 3. ve 4. karışmış. 5. ile de 6. karışmış. Bunların da bitirme dereceleri hemen hemen birbirine yakın. Yüzük parmakları ölçülerine bakıldığında da ölçülerini hemen hemen birbirine yakın olduklarını görüyoruz. Herkes çok şaşırıyor.

İşte bu testesteron etkisi. Testesteron hamilelik esnasında çocuğun kalp, damar ve ciğer yapısını güçlendiriyor. Testesteron kişiyi güçlendiriyor tabiri caizse. Daha sert, daha güçlü, daha erkeksi hale getiriyor. Ki bu kadınlarda da gözlemleniyor. Yani kişi kadın fakat psikolojide erkek beyni deniyor. Eğer kişi erkek olduğu halde yüzük parmağı işaret parmağından kısaysa o kisinin beyni testesteronu yeterli derecede alamadığı için kadın beyni olarak tanımlanıyor. Tabi bu cinsel yönelimde belirleyici değil. Bu tamamen hayata olan yaklaşımımız, yaşadığımız olaylar karşısındaki tepkilerimizde belirleyici.

Hamilelik sürecinde çocuğun üretmiş olduğu testesteron gerek psikolojisini, gerekse fizyolojisini çok ciddi anlamda etkiliyor.

Başka bir çalışmada yüzük parmağı işaret parmağından büyük bir kadın inceleniyor. O kadının beyin fonksiyonlarına şöyle bir bakıldığında, kişiliğinin işleyişine, zihinsel fonksiyonlarına, biyolojik fonksiyonlarına şöyle bir bakıldığında daha erkeksi bir yaklaşım, tavır içerisinde olduğu da ortaya çıkıyor.

Mesela kadın beyni ve erkek beyni bir çok yönden benzeşmekle birlikte bir çok yönden de birbirinden ayrışır. Fizyolojik özellikler itibariyle, bölgelerin büyüklükleri ve üstlenmiş oldukları işlevler itibariyle ve bölgelerin birbirleriyle olan ilişkileri itibariyle kadın beyni ile erkek beyni birbirinden farklıdır.Her ne kadar feministler erkek beyni ile kadın beyninin aynı olduğunu iddia etseler de özellikle son dönem yapılan araştırmalar, özellikle de beyin görüntüleme tekniklerinin ilerlemesiyle beraber yapılan araştırmalar hiçte öyle olmadığını ortaya koyuyor.

Mesela erkek beyni kadın beynine kıyasla daha erotik bir beyin, kadın beyni ise erkek beynine kıyasla daha romantik bir beyin. Erkek beyni, özellikle üç boyutlu algı konusunda ilerlemiş vaziyette. Kadın beyni de özellikle duyma, görme ve konuşma konusu konusunda erkek beynine kıyasla daha baskın, daha ileri.

Mesela kadınlar konuşma esnasında ve dinleme esnasında beyinlerinin her iki küresini de aktif olarak kullanabiliyorlar.
Bu konuda yapılmış yine bir araştırma var.

Bir kulaklıkla hem sağdan hem soldan aynı anda iki kelime veriliyor. Erkekler bu iki kelimeyi ayırt edemiyorlar. Sadece bir taraftan verilen kelimeleri algılayabiliyorlarken kadınlar kulaklığın her iki tarafından verilen kelimeleri de algılayabiliyorlar. Bu onların işitme ve konuşma sürecinde beyinlerini daha iyi kullanabildiklerinin bir göstergesi. Erkekler bu konuda ne yazıkki çok başarılı değil.

Fakat 3 boyutlu algılama, uzatsal algılama söz konusu olduğunda ise erkeklerin kadınlara oranlara % 40 daha başarılı bir performans sergilediklerini görüyoruz.
Yüzük parmağı işaret parmağından daha uzun olan o kadın hemcinslerine kıyasla erkeklerinkine daha yakın skorlar elde ediyor. İşitme, duyma ve konuşma konusunda hemcinslerinden ziyade erkeklerinkine yakın bir performans sergiliyor. Bununla beraber 3 boyutlu düşünme konusunda da yine hemcinslerine kıyasla daha iyi performanslar elde ediliyor yapılan çalışmada.
Kadının hayatına baktığımız zaman kendini ;” kadın gibi bir kadın olduğumu söyleyemem. Erkeksi tavırlarımın olduğunu ben de farkediyorum” diye ifade ediyor.

 

Ve bu konuda yapılmış diğer bir araştırma da ilginç . Özellikle kadınlarda yüzük parmağı işaret parmağından daha uzun olan kadınların hayatlarının diğer hemcinslerinin hayatlarına kıyasla biraz daha zorlu geçtiğine dair de bir araştırma var.

Bu henüz  bilim çevrelerinde kabul gören bir çalışma olmasa da o insanların stres durumları, yaşam süreçleri içerisinde maruz kaldıkları stres faktörlerine bakıldığında daha fazla strese maruz kaldıkları görülüyor. Yani onları bekleyen zor bir hayat var. tabiri caizse o zorluklarla başedebilmeleri açısından hamilelik döneminde çevresel faktörler belirlenmiyor. Genetik faktörlere bağlı olarak testesterona maruz bırakılıyor ki o bebek onu bekleyen o zorlu hayatın üstesinden gelsin, fizyolojik ve psikolojik açıdan daha güçlü, daha dirençli olabilsin.

Hakikat tekdir zaten. Hakikat kevni ve kelami prensipler aynı hakikati tarif ediyor. Bilimin üzerinde çalıştığı, hayatta var olan o realiteler ile ulumi diniyye nin bize vaz etmiş olduğu o kelami prensipler, o ahlaki ve dini hükümler aynı hakikati tarif ediyor. Birbiriyle uyumlu gidiyor. Hiçbir şekilde birbiriyle çelişmiyor. Aynı hakikati tarif ediyor.

Özellikle bu son dönem yapılan araştırmaların bizim zaten iman ettiğimiz o kelami prensiplerin ışığı altında ulumu diniyyenin bize bildirmiş olduğu o hakikatleri teyid ediyor olması ayrıca güzel. Ve bu araştırmalar biz inanan insanların o kadim kültürün mensuplarının bilimsel araştırmalara daha bir gayretle sarılmamız, bu alandaki çalışmaları daha bir ısrarla devam ettirmemizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bize hatırlatıyor. Çünkü bu araştırmaları doğru bir şekilde yorumlayabilmekte çok önemli.

Bu araştırmalar neticesinde elde edilmiş sonuçların mensup olduğumuz o kadim kültürün o inanç sisteminin zaten bize asırlar öncesinden ortaya koymuş olduğunu insanlara anlatabilmemiz ama insanlara anlatmadan önce kendi hayatımızda uygulayabilmemiz son derece önemli.

Erkek gibi olup mutlu olacağını düşünenlere ve anne adaylarına hatırlatmak istedim…